ÖZET
Toplum Yararına Programlar (TYP), işsizliğin yoğun olduğu dönemlerde istihdamda zorluk çeken bireylere geçici gelir desteği sağlamak ve çalışma disiplinlerini korumak amacıyla İŞKUR tarafından yürütülen aktif işgücü hizmetleridir. Uygulamada ve idari düzenlemelerde bu kişilerin “katılımcı” olduğu ve “işçi statüsü kazanmadıkları” iddia edilse de, yüksek yargı organlarının yerleşik içtihatları bu görüşün aksine katılımcıları işçi olarak nitelendirmektedir. Bu çalışma; TYP çalışanlarının hukuki statüsünü, işveren sıfatının kime ait olduğunu, ilave tediye ve tazminat gibi işçilik haklarından yararlanma koşullarını ve olası uyuşmazlıklarda görevli yargı yolunu güncel yargı kararları çerçevesinde ele almaktadır.
I. GİRİŞ
Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından yürütülen Toplum Yararına Programlar (TYP), işsizliğin yoğun olduğu dönemlerde özellikle istihdamında güçlük çekilen grupların çalışma alışkanlıklarından uzaklaşmamalarını sağlamayı ve onlara geçici bir gelir desteği sunmayı amaçlamaktadır (Özer, 2021). Ancak program kapsamında kamu kurumlarında (yüklenicilerde) görevlendirilen bireylerin hukuki statüsü, hem idari uygulamada hem de yargı kararlarında uzun süre tartışma konusu olmuştur.
İdari mevzuat ve katılımcı taahhütnamelerinde bu kişilerin “katılımcı” olduğu ve yapılan çalışmanın bir “iş sözleşmesi” niteliği taşımadığı belirtilse de, yüksek yargı organları somut olayın niteliğine odaklanmaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 19.11.2025 tarihli, 2025/6371 E. ve 2025/8931 K. sayılı ilamında açıkça vurgulandığı üzere; katılımcının çalışma şartlarının belirli bir program çerçevesinde olması ve ödemelerin yönetmelikle belirlenmesi, bu kişinin “işçi” vasfını ortadan kaldırmamaktadır. Benzer şekilde doktrinde de TYP katılımcısı ile yüklenici (hizmet sağlayıcı) kurum arasında kurulan ilişkinin bir iş sözleşmesi olduğu kabul edilmektedir (Sicil İş Hukuku Dergisi, 2022/II, Sayı 48, s. 143-163).
Bu hukuki niteleme, TYP çalışanlarının 4857 sayılı İş Kanunu ve 6772 sayılı Kanun kapsamındaki mali haklarını talep edebilmeleri açısından hayati bir önem taşımaktadır. Özellikle kamu kurumlarında görev yapan TYP’lilerin ilave tediye hakları, iş kazası durumunda sorumluluk esasları ve görevli yargı yolunun tayini hususları, işbu çalışmanın esasını oluşturmaktadır. Makalemizde, gönderilen emsal kararlar ışığında bu hakların sınırları ve uygulama esasları detaylandırılacaktır.
II. TOPLUM YARARINA PROGRAMIN (TYP) TANIMI, AMACI VE KAPSAMI
Toplum Yararına Programlar (TYP); işsizliğin yoğun olduğu dönemlerde, işsizlerin çalışma alışkanlık ve disiplininden uzaklaşmalarını engellemek, işgücü piyasasına uyumlarını sağlamak ve geçici gelir desteği sunmak amacıyla Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından yürütülen aktif işgücü hizmetleridir.
1. Hukuki Tanım ve Temel Unsurlar
Doktrinde ifade edildiği üzere, TYP’nin temel hedefi işsiz bireylere geçici bir maddi kaynak yaratırken aynı zamanda kamusal bir hizmetin ifasını sağlamaktır (Sicil İş Hukuku Dergisi, 2022/II, Sayı 48, s. 143). Programın işleyişi; İŞKUR, katılımcı ve hizmetin sunulduğu “yüklenici kurum” (MEB, Belediyeler, Valilikler vb.) arasındaki üçlü bir ilişkiye dayanır.
Gönderilen Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2015/42626 E. ve 2018/5187 K. sayılı ilamında da görüldüğü üzere, İŞKUR ile yüklenici kurumlar (örneğin Belediye) arasında “Hizmet Alım Protokolleri” düzenlenmekte; bu protokoller uyarınca katılımcıların ücret, vergi ve sigorta primleri İŞKUR tarafından finanse edilmektedir.
2. Uygulama Alanları ve Kapsamı
TYP, özellikle toplumun genelini ilgilendiren ve kamusal yarar barındıran şu alanlarda yoğunlaşmaktadır:
- Çevre Temizliği ve Düzenlemesi: Kamu kurumlarının ve okulların bakım-onarım ve temizlik işleri.
- Sosyal Hizmetlerin Desteklenmesi: Afet, salgın veya acil durum dönemlerinde kamu hizmetlerine destek verilmesi.
- Ağaçlandırma ve Restorasyon: Kamusal alanların rehabilitasyonu.
3. Programın Süresi ve Katılım Şartları
TYP, yapısı gereği süreklilik arz eden bir istihdam biçimi değildir. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2024/5139 E. ve 2024/6725 K. sayılı kararına konu olan olayda da görüldüğü üzere, bu programlar belirli bir proje süresiyle sınırlıdır. Güncel mevzuat uyarınca bir katılımcının TYP’den yararlanma süresi her bir program için 9 ayı, toplamda ise (mücbir sebepler hariç) azami 9 ayı geçememektedir.
Katılımcıların programa kabul edilebilmesi için; 18 yaşını tamamlamış olmaları, İŞKUR’a kayıtlı işsiz olmaları ve emekli ya da malul aylığı almamaları gerekmektedir. Bu şartları taşımadığı sonradan anlaşılan katılımcılarla ilgili yapılan işlemler, yargı kararlarında “angarya yasağı” çerçevesinde titizlikle incelenmektedir (Ankara BAM 25. HD, 2018/2470 E.).
III. HUKUKİ STATÜ: KATILIMCI MI, İŞÇİ Mİ?
TYP kapsamında çalışanların hukuki statüsü, idari düzenlemeler ile yargı pratiği arasında bir çatışma alanıdır. İŞKUR tarafından hazırlanan taahhütnamelerde ve genelgelerde bu kişilerin “katılımcı” olduğu ve bu çalışmanın “işçi statüsü kazandırmayacağı” yönünde açık hükümler bulunmaktadır. Ancak yüksek yargı organları, bu ibarelerin hukuki mahiyetini “etiketleme”den öteye geçirmemektedir.
1. İşçilik Sıfatının Tespiti ve Gerekçeleri
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bir ilişkide iş görme edimi, ücret ve bağımlılık unsurları varsa, o ilişkinin adı ne konulursa konulsun bu bir iş sözleşmesidir.
- Bağımlılık ve İş Görme: TYP çalışanı, yüklenici kurumun emir ve talimatları altında, belirli bir mesai dahilinde ve o kurumun organizasyonu içinde hizmet üretmektedir.
- Ücret Unsurları: Katılımcılara asgari ücret tutarında bir ödeme yapılmakta, vergi ve sosyal güvenlik primleri yatırılmaktadır.
- Yargıtay’ın Net Tavrı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2025/6371 E. sayılı kararında vurgulandığı üzere; çalışmanın özel bir program çerçevesinde olması veya yüklenicinin ödeme yükümlülüklerinin yönetmelikle belirlenmesi, kişinin “işçi” vasfını etkilememektedir. Dolayısıyla TYP katılımcıları, 4857 sayılı İş Kanunu anlamında tam birer işçidir.
2. Görevli Yargı Yolu: İş Mahkemesi
Katılımcıların statüsünün “işçi” olarak tescil edilmesi, uyuşmazlıkların çözüm adresini de belirlemiştir.
- İdari Yargının Görevsizliği: Danıştay 12. Dairesi’nin 2021/8017 E. sayılı onama kararında görüldüğü üzere; TYP çalışanının görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davada, uyuşmazlığın iş hukukundan kaynaklandığı ve görevli yerin İş Mahkemeleri olduğu kesinleşmiştir.
- Yargı Yolu Uyuşmazlıkları: Benzer şekilde, Danıştay 10. Dairesi (2012/9384 E.) kararlarında da idari yargının bu alandaki yetkisizliği ve uyuşmazlığın adli yargı sahasında olduğu zımnen kabul edilmektedir.
3. Husumette “Kabul Edilebilir Yanılgı”
TYP çalışanları, programı İŞKUR organize ettiği için davalarını genellikle bu kuruma yöneltmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2019/5463 E. sayılı emsal kararı, bu usuli hataya karşı işçiyi korumaktadır:
- Gerçek işveren İŞKUR değil, hizmetin fiilen sunulduğu (örneğin MEB) yüklenici kurumdur.
- Ancak işçinin İŞKUR’u hasım göstermesi “kabul edilebilir bir yanılgıdır.
- Mahkeme, davayı hemen reddetmemeli; HMK 124. madde uyarınca işçiye davayı doğru hasma (yüklenici kuruma) yöneltmesi için süre vermelidir.
IV. TOPLUM YARARINA PROGRAMIN (TYP) MEVZUATTAKİ KARŞILIĞI VE YASAL DAYANAĞI
TYP’nin yasal çerçevesi; üst norm olan Kanun, bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan Yönetmelik ve uygulamanın detaylarını belirleyen Genelgelerden oluşan bir mevzuat hiyerarşisine dayanmaktadır.
1. Temel Kanuni Dayanak: 4447 Sayılı Kanun
TYP’nin en üst yasal dayanağı, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun ek 2. maddesidir. Bu madde, Türkiye İş Kurumu’na (İŞKUR) işsizliğin azaltılması ve istihdamın artırılması amacıyla “aktif işgücü hizmetleri” kapsamında programlar düzenleme yetkisi vermiştir. Kanun, bu programların usul ve esaslarının yönetmelikle belirleneceğini öngörerek idareye geniş bir düzenleme alanı bırakmıştır.
2. Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği
Uygulamanın asıl “anayasası” niteliğindeki Aktif İşgücü Hizmetleri Yönetmeliği, TYP’yi “toplum yararına bir iş ya da hizmetin gerçekleştirilmesi yoluyla işsizlere geçici gelir desteği sağlayan program” olarak tanımlar.
- Süre Sınırı: Yönetmeliğin 66. maddesi uyarınca, program süresi her bir program için 9 ayı, katılımcıların toplam yararlanma süresi ise belirli bir dönem içinde yine 9 ayı geçemez.
- Çalışma Süresi: Haftalık çalışma süresi mevzuatta 45 saat olarak belirlenmiştir.
- Bildirim Süreleri: Yönetmeliğin 72. maddesi, TYP sona ermeden önce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesindeki (ihbar tazminatına esas) bildirim sürelerinin uygulanmayacağını düzenleyerek genel iş hukuku kurallarına bir istisna getirmiştir.
3. TYP Genelgeleri ve Katılımcı Taahhütnamesi
İŞKUR tarafından çıkarılan 2013/1 sayılı TYP Genelgesi ve bu genelgeye ekli “Katılımcı Taahhütnamesi”, katılımcıların en çok mağdur olduğu “istatü” tartışmasının kaynağını oluşturur.
- İşçi Sayılmama İddiası: Genelgenin ekinde yer alan taahhütnamenin 1. maddesinde, “TYP’nin herhangi bir kamu kurumunda geçici veya daimi surette işçi statüsü kazandırmayacağı” ibaresi yer almaktadır.
- Geri Ödeme Yükümlülüğü: Genelgenin 8. maddesinin 3. fıkrası, katılım şartlarını taşımadığı sonradan anlaşılan kişilerin ilişiğinin kesilmesini ve o güne kadar yapılan ödemelerin yasal faiziyle geri alınmasını öngörür. Ancak bu madde, yargı tarafından “angarya yasağı” (Anayasa m. 18) süzgecinden geçirilmektedir.
4. Kamu Mali Yönetimi ve İlave Tediye Mevzuatı
TYP çalışanlarının mali hakları söz konusu olduğunda 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6772 sayılı Kanun devreye girmektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, TYP çalışanlarının 6772 sayılı Kanun kapsamındaki kamu kurumlarında çalışmaları halinde, bu kanunun 1. maddesi uyarınca ilave tediye hakkına sahip olduklarını mevzuata dayandırarak tescil etmiştir.
V. TYP ÇALIŞANLARININ MALİ HAKLARI VE TAZMİNAT SORUMLULUĞU
TYP katılımcılarının yargı kararlarıyla “işçi” olarak tescil edilmesi, beraberinde genel iş hukukundan ve özel kanunlardan doğan mali hakların talep edilebilirliğini getirmiştir. Özellikle kamu kurumlarında çalışanlar için ilave tediye ve haksız geri ödeme taleplerine karşı “angarya yasağı” en güçlü hukuki kalkanları oluşturmaktadır.
1. Ücretin İadesi Talepleri ve Angarya Yasağı
İŞKUR, katılım şartlarını (emekli/dul/yetim aylığı almama gibi) taşımadığı sonradan anlaşılan işçilerden, o güne kadar ödenen ücretleri faiziyle geri talep etmektedir.
- Hukuki Engel: Ankara BAM 25. Hukuk Dairesi’nin 2018/2470 E. ve 2019/1912 K. sayılı kararında, fiilen yapılan bir çalışmanın karşılığı olan ücretin geri istenmesinin, Anayasa’nın 18. maddesinde düzenlenen **”angarya yasağı”**na aykırı olduğu hüküm altına alınmıştır.
- İdarenin Sorumluluğu: Mahkeme, kurumun yeterli araştırma yapma yükümlülüğü olduğunu, işçinin emeğinin karşılığının geri istenemeyeceğini vurgulamıştır. Ancak, icrai niteliği olmayan “rızaen ödeme çağrıları”na karşı açılan davalarda idari yargının “incelenmeksizin red” kararı verebildiği de unutulmamalıdır.
2. İş Kazası ve Maddi-Manevi Tazminat
TYP çalışanları, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri bakımından da asıl işveren olan yüklenici kurumun koruması altındadır.
- Kusur Sorumluluğu: Ankara BAM 7. Hukuk Dairesi (2019/2610 E.) ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (2025/6030 E.) kararlarında görüldüğü üzere; iş kazası geçiren TYP’liye, işverenin kusuru oranında maddi ve manevi tazminat ödenmesi gerekmektedir.
- Gözetme Borcu: İşverenin, işçinin bünyesel durumuna (hastalık vb.) uygun işte çalıştırma ve gerekli eğitimi verme yükümlülüğü (6331 sayılı Kanun m. 4) TYP çalışanları için de aynen geçerlidir.
VI. TYP ÇALIŞANLARININ İLAVE TEDİYE (İKRAMİYE) HAKKI
TYP kapsamında istihdam edilenlerin mali hakları arasındaki en önemli uyuşmazlık konularından biri, 6772 sayılı Kanun gereğince ödenmesi gereken ilave tediye alacağıdır. Kamu kurumlarında görev yapan işçilere ödenen bu “devlet ikramiyesi”, TYP’liler için uzun süre tartışılsa da Yargıtay son noktayı koymuştur.
1. 6772 Sayılı Kanun Kapsamında Değerlendirme
İlave tediye hakkının doğması için iki temel şartın bir arada bulunması gerekir: İşçinin çalıştığı kurumun kanun kapsamında olması ve çalışan kişinin “işçi” vasfını haiz olması.
- Kurumsal Kapsam: 6772 sayılı Kanun’un 1. maddesi; genel, mülhak ve özel bütçeli daireleri, belediyeleri ve sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan kurumları kapsamına alır.
- İşçi Vasfı: Daha önceki bölümlerde açıklandığı üzere, TYP katılımcıları yargı kararlarıyla “işçi” olarak tescil edilmiştir.
2. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin Emsal Kararı
Gönderdiğin 19.11.2025 tarihli, 2025/6371 E. ve 2025/8931 K. sayılı güncel Yargıtay ilamı, bu konudaki tereddütleri tamamen ortadan kaldırmıştır.
- Özel Program Engel Değildir: Yüksek mahkeme, davacının çalışma şartlarının “özel nitelikli bir programa” (TYP) dayalı olmasının veya ücret ödeme yükümlülüklerinin yönetmelikle belirlenmesinin, ilave tediye hakkını etkilemeyeceğine hükmetmiştir.
- Hak Kazanma Şartı: Eğer TYP işçisinin hizmet sunduğu yüklenici idare (örneğin İl Göç İdaresi veya Milli Eğitim Bakanlığı), 6772 sayılı Kanun kapsamındaki kurumlardan biriyse, bu işçiye ilave tediye ödenmesi hukuki bir zorunluluktur.
- Kanun Yararına Bozma İsteğinin Reddi: Adalet Bakanlığı’nın bu hakkın aleyhindeki “kanun yararına temyiz” istemi, Yargıtay tarafından yerleşik işçi tanımına atıf yapılarak reddedilmiş ve yerel mahkemenin tediye ödenmesi yönündeki kararı kesinleşmiştir.
3. Uygulama ve Hesaplama Esasları
TYP işçileri için ilave tediye hesaplanırken şu hususlar dikkate alınmalıdır:
- Çalışılan Süreyle Orantı: İlave tediye, işçinin o yıl içindeki çalışma süresiyle orantılı olarak ödenir. TYP sözleşmeleri genellikle 9 ay gibi belirli sürelerle yapıldığı için, ödeme bu süreye tekabül eden gün sayısı üzerinden hesaplanır.
- Brüt Ücret Üzerinden: Ödeme, işçinin almakta olduğu günlük çıplak ücreti (asgari ücret) üzerinden, her yıl Bakanlar Kurulu (Cumhurbaşkanlığı) tarafından belirlenen tarihlerde gerçekleştirilir.
VII. SONUÇ
Sonuç olarak, Toplum Yararına Programlar (TYP), idari mevzuatta her ne kadar “istihdam dışı bir sosyal destek projesi” olarak kurgulanmış olsa da yüksek yargı organları, “gerçekliğin önceliği” ilkesinden hareketle bu ilişkiyi tartışmasız bir iş sözleşmesi olarak nitelendirmiştir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ışığında, TYP katılımcılarının kamu işçisi sıfatıyla ilave tediye haklarının bulunduğu, iş kazası durumunda asıl işverenin kusur sorumluluğunun doğduğu ve haksız geri ödeme taleplerine karşı angarya yasağının mutlak bir koruma sağladığı tescil edilmiştir. Sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak, bu programlar kapsamında emek veren binlerce işçinin kâğıt üzerindeki genelgelerle değil, Anayasa ve yasalarla güvence altına alınan evrensel iş hukuku prensipleriyle korunması hukuki bir zorunluluktur.

